17 Aralık 2008 Çarşamba

AkıNcILaR....


Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik;
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!
Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı ilerle!
Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kâfilelerle...


Akıncılar yağma gâyesiyle düşman içine giren ve talanla hayatlarını geçiren bir topluluk değildi. Onlar, kendilerine kılıç çekmeyene kılıç çekmez; ‘aman’ dileyene dokunmazlardı. Serhat topraklarında yaşayan akıncıların pek çoğu, Avrupa ve Balkan dillerini bilen, aynı zamanda bilgili ve kültürlü insanlardı.

Akıncılar, baştan neyi kabul ettiklerini çok iyi biliyor, ölümle kol kola hayatlarını devam ettiriyor ve bunu sırf Allah rızasını kazanmak uğruna yapıyorlardı.

Osmanlı, Hazreti Peygamber’in (sas): “Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız.” sözünü kendine şiar edinmişti. O kimsenin hakkına tecavüz edip, kimseyi ezmezken; ezilmemeye, zulme uğramamaya da dikkat ediyordu. Bunun için Payitaht’ta ordu savaş için hazırlanırken, hafif piyade birliği olan akıncılarla zaman kazanılıyor, âni baskınlara karşı teyakkuzda olunuyor ve sınır muhafaza ediliyordu. Akıncılar, Fatih Sultan Mehmet’in şu sözlerini kendilerine düstur ediniyor gibidir: “Bu zahmet din yolunadır, ahirette Allah huzuruna varınca inayet ola. Zîrâ elimizde İslâm kılıcı var. Eğer bu zahmeti ihtiyar etmezsek, bize gazi demek yalan olur.” Yine şanlı padişah Fatih Sultan Mehmet: “Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb’ama cefa edilmedikçe bizden kimseye zarar gelmez.” derken, onun akıncıları da aksini yapamazdı zaten. Müslümanlar, tarihin hiçbir devrinde, devlet, millet ve fert olarak kimseyi istismar etmedikleri gibi, hâkim oldukları yerlerde sömürü ve istismara da hiçbir şekilde izin vermediler.

Akıncılığın temelinin Osman Gazi döneminde, Köse Mihal tarafından atıldığı söylenir. Orhan Gazi zamanında daimî piyade ve süvari askerlerinin teşkiline kadar hep akıncılar kullanılmıştır. Osmanlı uç beyliğinin kısa sürede devlet hâline gelmesi de, akıncılar sayesinde olmuştur. Akıncılığın bir ocak şeklinde kurulmasında Evrenos Beyin büyük emeği olmuştur.

İlk zamanlar akıncı beylerinin çoğu, Osman Gazinin yoldaşları olan kumandanların çocuklarıydı. Akıncı beylerinin yetkileri çok geniştir, onlar istediklerini ocağa alır istemediklerini de ocaktan çıkarabilirlerdi. Divan-ı Hümâyun bu işlere hiç karışmazdı. Çok güvenilen akıncı beyi büyük bir selâhiyete sahipti, emirleri doğrudan doğruya padişahtan alırdı.

Akıncı beylerinin rütbeleri sancak beyi seviyesindeydi. Akıncı eri, yüzlerce defa canını ortaya koyduğu için, diğer birçok ocağın subayından imtiyazlıydı. Akıncılar içerisinde fedai, dalkılıç, serdengeçti, deli, azap, gönüllü, beşli gibi şahıs ve grup isimleri vardı. Küçük rütbeli akıncı zabitlerine ‘toyca’ veya ‘taviçe’ denirdi. 16. yüzyıl sonlarında 40 bin olan akıncı mevcudu, zaman içerisinde artma ve azalmalar göstermiştir.

Akıncılar, yakaladıkları esirlerden aldıkları bilgileri merkeze iletirlerdi. Akınlar, katılan akıncı sayısına göre isimler alırdı. 100 kişiden az akıncıyla yapılana çete, 100’den fazla kişiyle yapılana haramilik, akıncı beyinin kumandası altında yapılana ise, akın denirdi.

Silâh ve teçhizatları uygun olmadığından, akıncılar kale kuşatmasına katılmazlardı; ancak akıncı fedâilerinden serdengeçtiler, kuşatılmış kaledeki düşmanın arasına dalarlardı.

Akıncılar, sürekli ordu birliklerine dahil değildir. Rumeli’de serhat boylarına yakın yerlerde yaşayan akıncılar, sınır bölgelerinde pürüz çıkaran düşman memleketlerine âni baskınlar tertipleyerek onları yıpratırlardı.

Bu gruplar içerisinde en ilginci ‘deli’ adı verilendir. Düşmanı görünce âdeta deliye dönen bu grubun mensuplarını kimse durduramazdı. Ordu ile sefere iştirak ettiklerinde, savaşın en ön safında yer alır ve düşmana ilk onlar saldırırdı. Bu gruptan olanlar bazen hiçbir silâh kullanmaz, sadece kendilerini savunmak için yanlarında bulundurdukları kalkanlarla düşmanın içerisine dalar, kendilerine yapılan kılıç hamlelerini kalkanlarıyla savuşturup, mermere vurarak sertleştirdikleri o koca elleriyle düşmanın yüzünde şimşekler çaktırırlardı. Topu topu bir avuç deliyle baş edemeyen düşman, geride kendi sayısına yakın Türk ordusunu görünce paniğe kapılır ve birer ikişer kaçışırdı. Bu delilerin bir kısmı eğersiz ata biner, bir kısmı da akşama kadar ellerini mermer gibi sert cisimlere vurarak nasır bağlatırdı. Kat kat nasır bağlamış bu eller, düşman için kılıçtan daha tesirli bir silâh olurdu. Deli adıyla anılan bu süvariler, 15. yüzyıl sonlarından itibaren istihdam edilmişlerdir. Önceleri sadece Avrupa’daki sınır boylarında kullanılan deliler, ‘bayrak’ adı altında 60’ar kişilik ocaklara ayrılırdı. Başlarındaki kumandanlarına Delibaşı denirdi. Delibaşın altında gönüllü ağası ve bölük ağası gibi zabitler vardı. Deli süvarisi olmak isteyen, cesaretiyle kendini ispatlamak zorundaydı. 16. yüzyılda kurt, sırtlan, pars gibi vahşi hayvan derilerinden yapılmış elbiseler giyen delilerin, atları da akıncılarınki gibi çevik ve dayanıklıydı. Delilerin silâhları ise, akıncılarınki gibi kılıç, kalkan mızrak, balta ve bozdoğandı. Akıncılar Hazreti Hamza ve Hazreti Ali’yi pîr olarak görürlerdi.

Akıncılığa kabul edilmek çok zordu. Bunun için doğrudan doğruya beyin rızası gerekirdi. Zîrâ kötü bir akıncı, birliğin mahvına sebep olabilirdi. Çok süratli intikâl, seri hareket, harikulâde süvarilik, fevkalâde silâhşorluk bu işin olmazsa olmazlarındandı.

Bazı istisnalar haricinde akıncılık, babadan oğula geçerdi. Akıncılar savaş zamanlarında ordudan önce düşman arazisine girerek, orduya yol açar ve kurulması muhtemel pusuları bozardı. Akıncılar düşman topraklarına girecekleri zaman, kademeli olarak birkaç bölüme ayrılır, ilk kuvvetin karşısına mukavemet eden bir düşman çıkarsa, arkadakiler yetişip ona yardım ederdi. Akıncıların hücumları âni ve sert olduğundan, hemen her zaman düşman kuvvetlerini sarsıp dağıtırdı. Ayrıca ordunun yolu üzerindeki hububat muhafazasını sağlamak, esirler vasıtasıyla düşmandan haber toplamak, köprü ve geçit gibi yerleri emniyet altında tutmak da akıncıların vazifeleri arasındaydı.

Akıncı olabilmenin şartlarından birisi de, Osmanlı Türk’ü olmaktı. Devşirmelerin devletin her kademesine, hatta sadrazamlığa kadar, yükselebilme imkânı varken, akıncı olmaları imkânsızdı.

Bir akıncı adayı; imam, köy kethüdası veya dürüst birini kefil göstermek zorundaydı.

Akıncı ordu birlikleri diğer ordu ocakları gibi komuta kademesine bölünürdü. Her on akıncıyı onbaşı; yüz akıncıyı subaşı; bin akıncıyı da, binbaşı komuta ederdi. Bir hareketin akın adını alabilmesi için, bu akına beyinin katılması gerekiyordu.

Bu komuta zincirini, bütün kuvvetlerin başında olan akıncı beyi tanımlardı. Akıncı beyini devlet tayin ederdi. Bu önemli kumandanlık uzun süre Mihaloğlu, Evrenosoğlu, Turhanoğlu ve Malkoçoğlu gibi ünlü akıncı ailelerinde kalmış ve babadan oğula intikal etmiştir. Mihaloğlu, Sofya’da; Evrenosoğulları, Arnavutlukta; Turhanoğulları, Mora’da; Malkoçoğulları da Silistre dolaylarında bulunurlardı. Osmanlı’da akıncılar, merkezî idareye bağlı değildi, sınır boylarında ocaklar hâlinde teşkilâtlandırılmıştı. Her mıntıkanın kumandanı ayrıydı ve akıncılar mensup oldukları sülâlenin ismiyle anılırdı.

Akıncıların en yiğitleri ‘dalkılıç’ ve ‘serdengeçti’ adı ile anılırdı. Bunlar akıncıların fedai kısımlarıydı. Bu fedailerin düşman içine dalmak ve mahzûr bulunan bir kaleye girmek gibi çok zor görevleri vardı. Bu yiğitlerin çoğunun böyle bir vazifeden geri dönme ihtimalleri azdı. İhtiyar Cezzar Ahmet Paşa karşısında ilk yenilgisini tadan Napolyon’un şu sözleri, Osmanlı askerini anlamak açısından mânidârdır: “Osmanlı askerini dalkılıç olmaya mecbur edecek kadar sıkıştırmak el vermez, bir kere dalkılıç olmayı göze almış birkaç yüz adam meydana çıkarsa, mağlup olmamak mümkün değildir.’

Akıncılar, ordunun genellikle beş günlük mesafe ilerisinde yol alırlardı. Bir düşman ordusuna dalmak gerektiği zaman, bu vazifeyi yapacaklar ordudan ayrılır, düşmanı vurmak icabeden yere kadar giderler, âni ve şiddetli şekilde düşman saflarına dalarlardı. Bunun neticesinde düşman şaşırır ve bozguna uğrardı.

Düşmanın iktisadî ve mânevî yapısını alt üst ederek savaşın kazanılmasında önemli rol oynayan akıncıların akın taktiği şöyleydi: Akıncı ordusu belirli bölümlere ayrılır, ayrılanlar da daha küçük birliklere bölünerek yollarına devam ederdi. Sefer yapılacak ülkede her birliğin ele geçireceği şehir ve kasabalar önceden kararlaştırılır, dönüşte birlikler gene belirli yerlerde, fakat daha önce ayrıldıkları mevkilerde olmamak üzere birleşerek, vatan topraklarına dönerdi. Bu durum düşman ülkesini korku içerisinde bırakırdı. Kasırgalar gibi esip geçen akıncıların, ne zaman, nerede ortaya çıkacakları hakkında yüzlerce söylenti çıkardı...
Akıncıların parolası, “Yazılan gelir başa”ydı. Yazılan mademki başa gelecekti, ölümden korkmak niyeydi? Bu yiğitler gözlerini budaktan sakınmaz, her yerde şehadeti ararlardı. Gece âbid olan bu Hak fedaileri, gündüz birer arslan kesilirlerdi. Akıncılardaki ruh hâlini anlamak, Kur’an-ı Kerim’in çeşitli yerlerinde geçen, “Malınızla ve canınızla cihat edin.” âyetini kavramaya bağlıdır


Yıl:1534. Yer:Viyana. Kentteki St. Stephen Katedrali'nde özel olarak görevlendirilen memur Kilise çanının başında bekliyordu. Onun görevi kilise çanını çalmak değildi. Özel bir görev için burada bulunuyordu. Görevi şu idi: Yüksek çan kulesinden sürekli şehrin etrafını gözetleyecek. Özellikle doğudan gözlerini ayırmayacak. Osmanlı akıncılarının yaklaştığını gördüğü an çan çalarak şehri haberdar edecekti. Viyana Şehir Meclisi kararı ile ihdas edilen bu memuriyet asırlarca devam etti; Ta ki Osmanlının yıkılmasından yarım asır sonra, artık akıncı tehlikesinin kalmadığına kanaat getiren Viyana Belediye Meclisi , bu memuriyeti 1956 yılında kaldırıncaya kadar.Viyana Belediye Meclisi, artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığından, bu vazifenin lüzumu yoktur" diye bir karar aldı ve memuriyeti iptal etti.


15 Aralık 2008 Pazartesi

Pulp Fiction....(Ucuz Roman)



Ucuz Roman, Quentin Tarantino tarafından yönetilmiş, Roger Avary ile birlikte senaryosu yazılmış, 1994 yapımı, kült kabul edilen bir filmdir. Ucuz Roman, En İyi Film dahil 7 dalda Oscar'a aday gösterilmiş ve En İyi Orijinal Senaryo Oscarı'nı almıştır. Aynı zamanda 1994 Cannes Film Festivali'nde en iyi film ödülü olan Altın Palmiye Ödülü'nün sahibidir. IMDB tüm zamanların en iyi filmleri sıralamasında 5. sıradadır. Linkleri burda:
http://rapidshare.com/files/167792992/Pulp_Fiction.Dvd.TheSharezrar.part1.rar
http://rapidshare.com/files/167792876/Pulp_Fiction.Dvd.TheSharezrar.part2.rar
http://rapidshare.com/files/167792985/Pulp_Fiction.Dvd.TheSharezrar.part3.rar
http://rapidshare.com/files/167792868/Pulp_Fiction.Dvd.TheSharezrar.part4.rar
http://rapidshare.com/files/167792853/Pulp_Fiction.Dvd.TheSharezrar.part5.rar
http://rapidshare.com/files/167793004/Pulp_Fiction.Dvd.TheSharezrar.part6.rar
http://rapidshare.com/files/167792843/Pulp_Fiction.Dvd.TheSharezrar.part7.rar

Rar şifresi
http://thesharez.com/
Alt yazısını da burdan indirebilirsiniz
http://divxplanet.com/sub/s/2775/Pulp-Fiction.html

Uzun süredir keyifle film izleyememekten şikayet ediyodum.Bunda filmlerin sıkıcı olmasının yanısıra,kendimi filmlere verememde büyük etkendi..Geçenlerde bi arkadaşımın-erdoğan-tavsiyesiyle pulp fiction ı izlemeye karar verdim..Açıkcası film hakkında yapılan yorumlarda dikkatimi çekmişti.Bu düşüncelerle başladım filmi izlemeye.Bittiğinde pek hoşuma gitmedigini düşünmüştüm,daha sonradan yorumları okuyunca filmi sevdiğimi anladım...xD
Gerçekten izlenmesi gereken bir film,Samuel J. ile John Travolta nın uyumu,diyalogları unutulmuycak cinsten...Özellikle Marcellusun başına gelenler gerçekten komik ... Filmin vikipedi bölümüde okunmalı bence =)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Pulp_Fiction

12 Kasım 2008 Çarşamba

Prison Break 4.sezon

4x1 Scylla (Upload Melaquranındır)

http://rapidshare.com/files/14....part1.rar
http://rapidshare.com/files/14....part2.rar
http://rapidshare.com/files/14....part3.rar
http://rapidshare.com/files/14....part4.rar

Uyumlu altyazı
http://rapidshare.com/files/14...iD-LOL.srt


4x2 Breaking and Entering (Upload Melaquranındır)

http://rapidshare.com/files/14....part1.rar
http://rapidshare.com/files/14....part2.rar
http://rapidshare.com/files/14....part3.rar
http://rapidshare.com/files/14....part4.rar

Uyumlu altyazı

http://www.altyazi.gen.tr/2008...azi-indir/

4x3 Shut Down (Upload Melaqura)

http://rapidshare.com/files/14....part1.rar
http://rapidshare.com/files/14....part2.rar
http://rapidshare.com/files/14....part3.rar
http://rapidshare.com/files/14....part4.rar

Uyumlu Altyazı
http://rapidshare.com/files/14...tv-lol.rar



4x4 Eagles and Angels

http://rapidshare.com/files/14....part1.rar
http://rapidshare.com/files/14....part2.rar
http://rapidshare.com/files/14....part3.rar
http://rapidshare.com/files/14....part4.rar

Altyazı
http://rapidshare.com/files/14...tv-lol.srt

4x5 Safe and Sound

http://rapidshare.com/files/14....part1.rar
http://rapidshare.com/files/14....part2.rar
http://rapidshare.com/files/14....part3.rar
http://rapidshare.com/files/14....part4.rar

Altyazı
http://rapidshare.com/files/14...V.rar.html


4x6 Blow Out

http://rapidshare.com/files/15....part1.rar
http://rapidshare.com/files/15....part2.rar
http://rapidshare.com/files/15....part3.rar
http://rapidshare.com/files/15....part4.rar

Altyazı
http://rapidshare.com/files/15...5__4x6.rar


4x7 Five The Hard Way

http://rapidshare.com/files/15....part1.rar
http://rapidshare.com/files/15....part2.rar
http://rapidshare.com/files/15....part3.rar
http://rapidshare.com/files/15....part4.rar

Altyazı
http://rapidshare.com/files/15...z__4x7.rar

4x8 The Price

http://rapidshare.com/files/15....part1.rar
http://rapidshare.com/files/15....part2.rar


4x9 Greatness Achieved

http://rapidshare.com/files/16....part1.rar
http://rapidshare.com/files/16....part2.rar

sifre:www.indirforum.com

9.bölüm altyazısı

http://rapidshare.com/files/16...S04E09.rar


Alıntıdır....

11 Eylül 2008 Perşembe

GüZeL sÖzLeR...


" Bizim hepimizin neden kardeş olduğumuzu ve bize neden Türk denildiğini herkese öğretmek, herkese açık, berrak ve sağlam bir millet ve milliyet bilincini inşa etmek ihtiyacındayız. Bilmeyenleri kınayamayız, bildirmek borcumuzdur, vazifemizdir."

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

10 Eylül 2008 Çarşamba

RyU



Ryu, küçük yaşlardan itibaren dövüşe aslında savunma sanatlarına çok meraklıdır. Daha on yaşlarındayken babası kimliği bilinmeyen bir kişi tarafından öldürülür. Bu olayın ardından annesi de üzüntüden hayata gözlerini yumar. Ryu'yu babasının en yakın arkadaşı Master Gooki yanına alır ve ona ileride en iyi arkadaşı olacağı Ken Masters isimli Amerikalı küçük çocukla beraber çalıştırmaya başlar.Ryu artık evinden çok uzaklardadır.

Ustaları bir olduğu için Ryu ve Ken'in hareketleri birbirine çok benzemesine rağmen küçük farklılıklar gösterir.

Ryu,oldukça sorumluluk sahibi bir gençtir.Ciddi ve kararlıdır.Ancak içinde hiç beklenmeyen bir kötülük taşır (Evil Ryu). Daha sonra babasını öldüren şahıs tekrar ortaya çıkar ve ustalarını öldürür.Bu kişi Akuma'dır. Akuma'yı hep yenmek ve ortadan kaldırmak ister ama ilerde acı bir gerçek onu bekliyordur: Akuma,Ryu'nun öz amcasıdır.

Bu ruhsal yıkımdan sonra Ryu aileden gelen bir özellik olan ve ne yapıcağı belli olmayan bi güç,karanlık hadoo'yu vücudunda keşfeder.Daha sonra Ryu ve Ken Street Fighter'a katılır ve birçok dövüşe girer.

Ryu, son olarak kimsenin şimdiye kadar yenemediği bir dövüşçü olan Sagat'ı yenince Sagat ve Sagat'ın tarafında ki kötüler çok sinirlenir.Ryu'ya karşı gelirler.İşte tam bu sırada M.Bison Dünya'yı ele geçirme planını herkese açıklar.Dünya karmaşanın eşiğindedir.Sagat ve yandaşları M.Bİson'ın tarafına geçerler.

Ryu,Ken,Chun Li ve Albay Guile gibi birçok yetenekli şahıs M.Bison ve adamlarının peşine düşer. Ve Bison'ı yenerler fakat bu sırada birçok yeni karakter doğmuştur.

Ryu bazen içindeki karanlığı kontrol edemeyince kendini kaybeden ve gücü,hareket ve tavırlı bambaşka olan Evil Ryu'ya dönüşür.

Sonuçta Ryu yaşadığı psikolojik travmalardan dolayı artık düşük seviyeli bir şizofreni olmuştur fakat bunu da denetim altında tutmayı öğrenir ve maceralarına devam eder

Ryu Karakterinin Yetenekleri Ryu ve Ken Karakterleri yapabildikleri hareketler bakımından çok büyük benzelikler taşır.Ryu kendini hodouken darbesinde yetiştirmişsede ken shoryuken darbesinde ustalaştırmıştır.Ayrıca tatsumaki sempuu kyaku' yu ryu ken'e göre daha güçlü bir şekilde kullanır.Ken hızlı ve güçlüdür , ryu ise yavaş ve kuvvetlidir.

Açıkça söyliyim benim fazla sevdiğim bi karakter değildi...

9 Eylül 2008 Salı

Deportivo La Coruna...

Merak edenleriniz olmuştur;Deportivo nun maçlarında kale arkasında açılan Türk bayragının anlamını.Şurdan geliyor...

Deportivo, Galesia bolgesinin takimidir, eskiden Türklerin orada yasadigi
rivayet edilir! Deportivo'lu taraftarlar ile Celta Vigo´lu taraftarlar
birbirlerini hic sevmiyorlarmis. Asagi yukari 20 yil önce Celtali'lar bu
nedenle Deportivo'lulara "Türk" demeye baslamislar, ama hakaret anlaminda...

Hikayenin devamı daha da ilginç,,,
Deportivolu taraftarlar
bunu hic hakaret olarak görmemişler. Hatta
kendi deyimleri ile "Türk gibi güclü" görünmekten cok hoslanmislar. Iste
bu yüzden her maclarinda en az 1 Türk bayragi aciyorlar. Bir dahaki
baktiginizda dikkat edin, yüzde yüz görürsünüz.buda deportivoluların Yunanlılara süprizi...



20 Ağustos 2008 Çarşamba

TATAR RAMAZAN...


Burda vurulucak biri vardı
Onu da ben vurdum,
Benim adım TATAR RAMAZAN...

27 Temmuz 2008 Pazar

GeL GöR BeNi AşK neyleDi?

Ben yürürüm yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne âkilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Akar suların çağlarım
Dertli ciğerim dağlarım
Şeyhim anuban ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yürürüm ilden ile
Şeyh anarım dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluban yürürüm
Ol yâri düşte görürüm
Uyanıp melûl olurum
Gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost elinde avareyim
Gel gör beni aşk neyledi

YUNUS EMRE

24 Temmuz 2008 Perşembe

KÜRŞAD


Kürsad, Göktürk hanedanindan 10. büyük Türk hakani olan Çuluk Kagan'in küçük ogludur.639'da ölmüstür.Göktürk devleti bu çaglarda Çin'in egemenligi altindaydi.Yüz binlerce Türk, Çin'in ya uyrugu yada esiri durumundaydilar.Türkleri asimile edebilmek amacıyla Göktürk soylularını hassa ordusunda subay olarak görevlendiren Çinlilerin bu taktiği bir işe yaramamış, Türkler bağımsızlıklarına kavuşup yeniden devlet kurmak amacıyla fırsat kollamaya başlamışlardır. Kürşad da Çin hükümdarının ordusunda subay durumundadır fakat kılıcını milletinin özgürlüğü için çekeceği günü beklemektedir. Esaretin beşinci yılında Kara Kağan kahrından ölür. Esaretin onuncu yılında, yani 639 senesinde, Bozkurt soyunun en büyüğü konumundaki Kürşad durumun iyice kötüye gittiğini görerek kırk çerisi ile birlikte ihtilal yapmaya karar verir. Geceleri kılık değiştirerek Siganfu sokaklarında tek başına dolaşma adeti olan Çin hükümdarı Tay-tsung'u yakalayarak rehin almaya ve bu sayede Çin sarayına girerek orada bulunan Kürşad'ın ağabeyinin oğlu Urku Tigin'i kurtarıp, toplayabildikleri kadar Türk ile birlikte Ötüken'e giderek tekrar devlet kurmaya, Urku Tigin'i de kağan ilan etmeye karar verirler. Bu uğraşta başarılı olurlarsa budun kurtulacak, başaramazlarsa da dökülecek kanları geride kalanlara ödevlerini hatırlatacaktır. Fakat ihtilal için harekete geçtikleri gece sağanak halinde yağan yağmur yüzünden Çin hükümdarı sarayından dışarı çıkmaz. İhtilali ertelemenin sakıncalı olacağını düşünen Kürşad, kırk çerisiyle birlikte Çin sarayına yürür, amacı sarayı basarak hükümdarı esir almaktır. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun altında yüce dileğe doğru yürüyen kırkbir Türk yiğidi sarayın kapısına vardıkları anda cenk başlar. Yüzlerce Çinli askeri öldürürler ama binlercesi üzerlerine saldırmaya devam eder. Göktürklerin bir kısmı sarayın içinde savaşırken şehit olur, sağ kalanlar ise Kür Şad'ın önderliğinde saraydan çıkarak Vey ırmağına doğru ilerlerler, niyetleri ırmağı geçerek Ötüken'e doğru at koşturmaktır. Ama sağanak halinde yağan yağmur yüzünden yükselen sular köprüyü sürükleyip götürdüğü için karşıya geçemezler ve peşlerinden gelen Çin ordusu ile son kez cenke tutuşurlar. Binlerce Çinli askere karşı savaşan bir avuç Türk yiğidi peş peşe uçmağa varırlar. Sadece Kürşad sağ kalmıştır, tek başına Çin hükümdarlığına karşı savaşmaktadır. En sonunda O da şehit olur fakat elinde kılıcıyla atının üzerinde durmaktadır, öldüğü halde yere düşmemiştir... Kürşad ölmüş fakat yenilmemiştir...
Hareket basarilamadi diye çin boyundurugundaki Türkler sinmediler, daha büyük bir canlilikla öç almak için ayaklandilar.Bütün Türk illerinde bagimsizlik rüzgari esti.40 Türk'ün kahramanligi, çinlileri yüreklerine kadar titretmisti.Bir süre sonra Göktürk devleti silkindi, Çin boyundurlugunu atti.682 senesinde Bozkurt başlı sancak tekrar kaldırılır ve Kutluk Şad (İlteriş Kağan) ile Bilge Tonyukuk İkinci Göktürk Devleti'ni kurarlar...

23 Temmuz 2008 Çarşamba

İçi Yivli Toplar ve Ecdadımızın Sızlayan Kemikleri ....

Yavuz Sultan Selim Han'ın Ridaniye Savaşı'nda, ileri görüşlü babası Sultan II Bayezid' ın icadı olan "içi yivli topları kullanarak büyük başarılar elde ettiğini..
Bugün ise bizlerin hala II Bayezid'in bu büyük icadını tarih kitaplarımızda: "Yivli top 1868 de Almanlar tarafından icad edildi" diye okutma gafletini göstererek ecdadımızın kemiklerini sızlattığımızı..BiLiYormuSuNuz???

27 Haziran 2008 Cuma

Küresel IsınMA!!


Devam edelim Fosil yakıtları kullanmaya,ormanları yok etmeye,ozon tabakasını delmeye,enerjiyi hic bitmicek gibi sonsuzca tüketmeye,fazla fazla deoderant sıkmaya,nasıl olsa Türk e bişey olmaz...Eger biz bu mantıkla devam edersek 2100 yılına gelindiginde Dünyanın ortalama sıcaklıgı 1.4 ilâ 5.8 derece C artacak ki bu da bircok hayvan ve bitki türünün soyunun tükenmesine,insanlığa da çözülmesi imkansız sorunlar cıkaracaktır.Bu konu üzerinde bilim adamları tarafından tartışmalar yapılıyor ve çalışmalar sürdürülüyor.Önemli bir konu olan küresel ısınmaya başta ABD olmak üzere bir cok ülke,ilgiliymiş gibi gozukerek ama aslında hiç de oralı olmayarak küresel ısınmanın daha da ilerlemesine sebep oluyor.Kyoto protokolünü imzalamayarak da bunu acıkca gosterdi aslında... Küresel Isınma karşısında bireysel de olsa bazı önlem alarak gelecek nesillere daha yaşanılası bi Dünya bırakabiliriz..

26 Haziran 2008 Perşembe

İmparatorluk Arması...

Merhum Necip Fazıl Kısakürek in 1954 lü yıllarda çıkardığı Büyük Doğu mecmuasının bir sayısının kapağında, Osmanlı arması işlemeli sanat eseri bir kumaş resmini yayınlayınca, "padişahlık propagandası yapmak " gibi saçma bir gerekçe ile derginin o sayısının toplatıldığını ve kendisinin de suçlanarak mahkemeye sevkedildiğini,Necip Fazıl'ın mahkemede kendisini suçlayan savcıya gayet ibretli bir şekilde:
-İçinde adalet işlerine bakılan bu binanın tepesinde aynı Osmanlı arması var Siz de mi padişahlık propagandası yapıyorsunuz?" diye haykırdığını,,,,, Biliyor muydunuz?

23 Haziran 2008 Pazartesi

Ağaca Asılan Zekat Parası....

Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslümanın, günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını,
Bunun üzerine zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki bir ağaca asıp, üzerine de:
"Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekatımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al" diye yazdığını..
Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı kaldığını...BiLiYormuYduNuz???

21 Haziran 2008 Cumartesi

1-RÜŞTÜ


2008 Avrupa Şampiyonası çeyrek finalinde Hırvatistan ile karşılaşan Türkiye, normal süresi 0-0, uzatma dakikaları 1-1 biten maçta rakibini penaltı atışları sonucu 3-1 yenerek adını yarı finale yazdırdı...
Bu sefer son dakikada gelen golle yenilicez galiba dedigimiz anda Rüştü nün attıgı uzun pasda semih öyle bir vurdu ki,Viyana yı kuşatmaya gelen atalarımızın ruhu şad oldu =) zaten bu golden sonrada Hırvatlarda devam edicek güç kalmadı..penaltılar ve mutlu son !!! bi kere daha gosterdik ki "there s no meaning of impossible in turkish"...
Maçtan sonra Rıdvan Dilmenin Rüştü hakkındaki yorumuda güzeldi:
"Rüştü,futbol oynadıgı sürece bu takımın 1 numaralı kalecisidir"
Bilic:

"Türkler'in son kurbanı biz olduk"


Hırvatistan teknik direktörü Slaven Bilic, maç sonunda yaptığı açıklamada şoka uğradığını söylerken, "Türkler'e son dakikada gol atmak bile sizi kurtaramayabiliyor. son kurbanları biz olduk" dedi. Kariyerindeki en ilginç maçı oynadığını kaydeden Bilic, "Daha sonra böyle bir şey yaşar mıyım bilmiyorum ama önümde uzun bir yol olduğunu söyleyebilirim.Ancak sanırım bu tek olacak. Maçın öncesinde yaşadığım korkuların hepsi başıma geldi. Ama ben yine de iki takımı da kutluyorum. çok iyi bir oyun oldu. Penaltılar hep kumardır, bugün kaybeden biz olduk. Ama ben böyle maç görmedim, bu adamlar atmak için yemeyi bekliyor" şeklinde konuştu.

Hırvatistana yeni bayrak =)=)

bu bayrak bu maçtan sonra hırvatistana daha cok yakışır!!! =)

19 Haziran 2008 Perşembe

Cennetten Yer...

Osmanlı Devleti'nin zirvelerde şahlandığı, akıncılarının Avrupa içlerinde at oynattığı bir dönemde. kilisede bir papazın vaaz verirken"Dünya hakimiyetinin Türklere fakat Cennet'in de kendilerine ait olduğunu... " söylemesi üzerine. bu taksime aklı yatmayan cemaatten bazılarının büyük bir ümitsizlik içinde: "Dünyada bizi yurtlarımızdan çıkaran Türkler hiç Cennet'te yer bırakırlar mı?" dediklerini...BiLiYoRmUydUnUz???

18 Haziran 2008 Çarşamba

İşte yeni kaptan ÜMİT KARAN!!!!


Galatasaray'ımızın yeni kaptanı Ümit Karan oldu,hayırlı ugurlu olsun
İkinci kaptanımız ise Hasan Şaş...

16 Haziran 2008 Pazartesi

ÇEyreK Final....

Çıldırın....bu nasıl maç ??
A milliler çoşturdu son dakikalarda gelen goller çerek finali getirdi! 3-2
Arda yla başlayan gol yagmuru Nihatla son buldu..Bekle Viyana biz geliyoruz...
Bu arada,
Neyi kapak yapıcakmışım anlamadım...=)(Erdogana ithafen erdoğanı mor yazdım o anlar neden oldugunu!!!!!)

Sanki farklı bi şey dedik ..maça çıkan ilk kadro aynen devam etseydi felaket olurdu dedim doğrudu da...Semih kac defa topa dokundu_???Tuncay kac defa dogru hamle yaptı!!!! 2.yarıda gelen oyuncu degisiklikleriyle geldi goller ..Özelliklede Sabri ve Hamit yer değiştirmesinden sonra...Neyse ne sonucta turu gectik,sırada Hırvatlar var...

14 Haziran 2008 Cumartesi

Semih,Tuncay,Arda ____????????????


Fatih Terim,bu aksam oynanacak çek cumhuriyeti macına cıkıcak ilk 11 i acıkladı...Volkan, Hamit, Emre Güngör, Servet, Hakan Balta, Arda, Tuncay, Mehmet Topal, Aurelio, Semih ve Nihat
Penaltı atacaklarıda belirlemişler =)
Bu kadroyla bırakın penaltılara gitmeyi ancak 10 dakika dayanır milli takım demedi demeyin.. ileride
Semih saç baş yolduracak,Tuncay pas yapamıycak Arda hic gozukmucek bile...Milli takım kendi arasında pas bile yapamaz bu kadroyla...Eger bu kadroyla devam edilip Colin kazım ve Ugur Boral gibi oyuncular ikinci yarıda olsa maca alınmazsa sonumuz Felaket olur..
He bu arada bi cok sitede yazılanları da okudum
Terim oyunun penaltılara gitmesi halinde ilk 5 penaltıyı atacak futbolcuları onceden belirlemiş..nasıl olucak ki bu iş...????? oyunun normal suresinin berabere bitmesi durumunda penaltılarına gecilecek ama bu herkesin bildigi gibi seri 5 er tane penaltı atma seklinde olmucak!!!! birer tane penaltı atılacak ta ki biri digerine ustunluk saglayana kadar =) yani bu da demek oluyo ki Cech ilk penaltıyı kurtarıcak(gol yer mi su kaleci,buna atsa atsa ümit karan gol atar O da kadro da yok !!! hatırlayan bilir 2-2 biten ve cek cumhuriyetine karsı tek beraberligimizi son dakikada attıgı 2 golle getiren ümit karan... ) ve takım arkadasının biri ilk penaltıyı atıp ceyrek finale yukselip hırvatların rakibi olucak!!!!
bunları yazmak icin kahin olmaya gerek yok azıcık futbol bilgisi yeter !

Erdogan sen o kurdugun kadroyla halısaha turnuvasında ust tura cıkamassın demedi deme ...

Nerdesin Ey Osmanlı.....


Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kadar büyük bir coğrafyanın 1. Cihan Savaşından sonra elimizden çıkmasına rağmen, o topraklarda yaşayan halkların hala büyük bir hasretle "Osmanlı, Osmanlı " diye sayıkladığını ..
Budapeşte'den gelen bir yazarımıza bir Boşnak'ın "Madem ki İstanbul'a gidiyorsun Allah aşkına o şehrin toprağını benim için öp!, Allah benim canımı İstanbul'u görmeden almasın!" dediğini Trablusgarp'daki ihtiyar Cezayirlilerin , boyunlarına muska diye Osmanlı parası taktıklarını…Biliyor muydunuz.

13 Haziran 2008 Cuma

Mahmud Ahmedinejad


Amerika,İran ı nukleer enerji kullanmaması konusunda uyarmaya devam ederken bunları gormezden gelen kimilerine gore akıllı kimilerine gore haddinden fazla akıllı olan biri var: Ahmedinejad...peki kim bu Ahmedinejad...
1956 doğumlu Ahmedinejad aslında bir profesör… Alanı ise inşaat mühendisliği…Siyasi güç zeminini İran inşaat sektörünün lobi kuruluşu olan İslami İran İnşaatçılar İttifakı'ndan (Abadgaran) aldığı kabul edilmektedir. Abadgaran, İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda iki aday arasında (Ahmedinecad ve Muhammed Bager Galibaf) bölünmüş, ikinci turda Ahmedinecad'ın arkasında toplanmıs ve secimi kazanmıstır.İlk icraatlarından biri yeni evli çiftlere iş ve konut edinebilmeleri için İran petrol gelirlerinden ayrılan 1.3 milyar Dolarlık bir fonun yürürlüğe konulması olmuştur (İmam Rıza Aşk Fonu).
Onu diger liderlerden ayıran en önemli özelligi ise yasam tarzı ve sivri dili...öyleki ''Cumhurbaşkanı olunca sarayda oturacak mısınız?'' sorusuna, ''Tüm iranlılar sarayda oturursa otururum'' diye cevap vermesi hala akıllarda…Şık giyinmez, marka nedir bilmez!.. Kravatsız bir gömlek, iddiasız bir takım elbise ile dolaşır… Hatta 3 günlük sakalla gezmeyi sever…İran'da bir halk ziyareti sırasında Kürtçe “Nükleer güç hakkımızdır!” posteri açan topluluğa, "Kürtçe söylediniz biz anladık, şimdi Farsça söyleyin bütün dünya anlasın!" diyerek birçok mesajı bir arada vermiştir…Hatta İsrail konusundaki açık sözlülüğünü biraz ileri götürmüş; ölüm döşeğindeki İsrail Başbakanı
Ariel Şaron’un ölmesini umduğunu söylemiştir. =)
“İran’daki eşcinsellere kötü davranıldığı” konusundaki bir soruya verdiği cevapla tüm dünyaya manşet oldu: İran’da eşcinsel yok!!!!
İşte böyle bir lider o,,kimisi cılgınca bulur,kimisi dahice ama yasam tarzı,kıyafetleriyle ve sozleriyle Tarih te kendine yer edindigi kesin...incelenmesi gereken bi lider...
ne diyelim Allah sonunu hayır etsin...

Talan Edilen Mirasımız....


Şanlı Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazinin mübarek anası Hayme Hatunun Domaniç’teki türbesini ulu hakan Abdülhamid Han'ın, ecdadına hürmetinin ifadesi olarak büyük bir itina ile tamir ettirip pencerelerini atlas perdelerle kaplattırdığını ve zeminini de Hereke dokuması muhteşem bir halı ile, döşettiğini . . .
Daha sonraları iş başına gelen Halk Partisi döneminde ise o muhteşem halının türbeden gasp edilerek, partinin İnegöl ilçe yöneticilerinin kapılarına paspas yapıldığını ve atlas perdelerinin de kaymakamlık binasında kullanıldığını...BiLiYoRmUydUnuZ???????

29 Mayıs 2008 Perşembe

1453 ten beri........



Büyük kuşatma ve İstanbul'un düşüşü
23 Mart 1453'te Edirne'den hareket etti ve 6 Nisan 1453’te İstanbul’u kuşattı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. II. Mehmet, Çandarlı Halil Paşa’nın İstanbul’un fethine karşı bir tutum sergilemesi üzerine, son saldırı hazırlıklarını yapması için Zağanos Paşa’yı görevlendirdi. Bizans’a yardımın gelmesini önlemek için de Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı'nı ablukaya aldı.

Hiçbir yerden destek alamayan Bizans’ın başkenti 29 Mayıs 1453 günü düştü. Bin yıllık Bizans İmparatorluğu'na son veren II. Mehmet, bu olaydan sonra "Fatih" (ülke alan, fetheden) ünvanını aldı.

Fatih, bir tören alayının başında şehre girdi. İlk iş olarak Ayasofya’ya giderek burayı camiye dönüştürdü. İstanbul’u Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti yaptı. Kentin ticaret merkezi olan Galata’dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. Rum Patrikliği’nin yeniden açılmasına izin verdi; ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni patrikhanesi kurdurdu. II. Mehmet İstanbul’u, farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı, ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı.

Türk tarihi, sayılamayacak kadar çok kahraman, cihangir ve kahramanlıklarla doludur. Fatih Sultan Mehmed de bunların başında gelenlerdendir. Çünkü o kılıçla keşfi yan yana yürütmüş, çağ açıp çağ kapatmıştır. Hz Muhammedin ; "İstanbul elbet fetholunacaktır. O nu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur " hadisine layık olabilme düşüncesiyle büyüyen Fatih bu hedefine 21 yaşında nail olmuştur.İstanbul’u bütün ganimetleri içinde fîrûze bir yüzük taşı gibi parmağında taşımış, bu güzel şehri torunlarının torunlarına bırakmıştır....Mekanı cennet olsun

Yunanlılar ın gözüyle fetih..

28 Mayıs 2008 Çarşamba

BİR YILDIZ DAHA KAYDI...


Tam adı: Oliver Rolf Kahn
Doğum tarihi: 15 Haziran 1969
Doğum yeri: Karlsruhe Almanya Boyu: 1,88 m Mevkii: Kaleci
Yıl Kulüp Maç (gol)
1987-1994
1994-2008
Karlsruher SC
Bayern Münih
128 (0)
426 (0)
Bayern Münih'in 14 senedir kalesini koruyan tüm zamanların en başarılı kalecilerinden Oliver Kahn, Hindistan'da düzenlenen ve 120 bin kişinin izlediği bir jübileyle futbol hayatını noktaladı.böylece Dünya nın en iyi kalecilerinden biri de sahalara veda etmiş oldu...Futbolu bıraktıktan sonra bir de kitap yazdı başarılı kaleci...
Kahn'ın kitabı Riva Yayınevi tarafından 17 Mayıs'ta piyasaya çıkarılacak. Alman medyası Oliver Kahn’ın Bundesliga’da ligin tamamlanmasının ardından Alman İkinci Kanalı ZDF’de futbol uzmanı olarak göreve başlayacağını duyurdu.

11 Mayıs 2008 Pazar

Süper ikili nerede????



2008 Avrupa Şampiyonası'nda mücadele edecek A Milli Takımımızın, 26 kişilik aday kadrosu Milli Takımlar Sorumlusu Fatih Terim tarafından açıklandı...

KALECİ: Volkan Demirel (Fenerbahçe), Rüştü Reçber (Beşiktaş), Tolga Zengin (Trabzonspor)

SAVUNMA: Gökhan Gönül (Fenerbahçe), Sabri Sarıoğlu (Galatasaray), Gökhan Zan (Beşiktaş), İbrahim Kaş (Beşiktaş), Servet Çetin (Galatasaray), Emre Aşık (Ankaraspor), Hakan Balta (Galatasaray)

ORTASAHA: Uğur Boral (Fenerbahçe), Mehmet Aurelio, Mehmet Topal (Galatasaray), Emre Belözoğlu (Newcastle United), Tümer Metin (Larissa), Yıldıray Baştürk (Stuttgart), Hamit Altıntop (Bayern Münich), Ayhan Akman (Galatasaray), Arda Turan (Galatasaray), Tuncay Şanlı (Middlesbrough), Kazım Kazım (Fenerbahçe), Gökdeniz Karadeniz (Rubin Kazan)

FORVET: Nihat Kahveci (Villarreal), Halil Altıntop (Schalke), Semih Şentürk (Fenerbahçe), Mevlüt Erdinç (Sochaux)

Ancak kadroda suprizler cok....en onemlisi Galatasaray ın şampiyonlugunda cok buyuk paya sahip olan Hakan Şükür kadroya alınmamış..Hakanı geçtim Ümit Karan nerede?? şu an nihatla beraber en formda iki forvet ve eger 2 side beraber oynasa neler yapacakları malum...hakan sükürü kadroya alınmamasında kıi sebebi anlayabiliirm hadi yaşlıdır falan...( o nada inanmıyorum ya nyse ) ama ümit karanın kadroya alınmamısının mantıklı bi sebebi olamaz!!!!! olmadı,yakışmadı....türk seyircisini bu kadar yetenekli bi isimden yoksun bırakılması inanılmaz bi şey....Forvet te oynuyacak isimlere bakın Semih Şentürk...atııgı golleri ben bile atarım iddia ediyorum..:):):)bu olayı protesto edip euro 2008 de türk milli takımını seyretmiyorum....sitedeki anketimde de oyumu polonya lehine kullndım ne zaman Ümit karan kadroya alınır o zaman fikrimi degiştiririm....

ÇILDIrrrrrrRRRRRRR!!!!


2007-2008 TURKCELL SUPER LIGI şampiyonu GALATASARAY oldu..rakibi Fenerbahce avni akerde Trabzonspora 2-0 yenilerek,ancak averajla şampiyonlar ligine katılabilme hakkına sahip oldu,,, gelelim şampiyona..
Feldkamp’ın yerleştirmeye çalıştığı futbol anlayışıyla şampiyonluğa ulaştı Cimbom. Bir; orta alanı kalabalık ve güçlü tutacaksın. İki; oyunu mümkün olduğunca rakip yarı alanda oynayacaksın. Üç; savunmanı ileri çıkaracaksın. Dört; kaleyi gördüğünde vuracaksın.....Cevat Güler ve ekibi Kalli’nin yolundan gitti...sonunda da şampiyonluk geldi..
Dün aksam Kralın golunden sonra rahatladı taraftar hele bi de avni akerden gelince gol haberi iiyice costu taraftar dk 45de de H.baltanın muhteşsem golü...yine bi şampiyonluk geliyodu..17. şampiyonlukkk.mac sona erdiiginde müthiş sevinc gosterileri başladı...sami yene kafesin icinde aslan getirildi..:)
umarım bu sampiyonluktan sonra fenerbahce kulubü bi kere daha düşünür yaptıkları harcamaları aldıkları futbolcuları...ne kadar kotu futbol oynadıklarının bilincine varıp da ona gore hareket ederler...
Fenerbahcenin tesellileri şampiyonalr ligi ve semihin gol kralı olmasından ibaret kaldı...

bize 17. şampiyonluk sevincini yaşatan herkese futbolcu taraftar ayrı ayrı teşekkurler..
ŞAMPİYON GALATASARAY....










28 Nisan 2008 Pazartesi

Derbi nin gölgesinde..


Galatasaray-Fenerbahçe maçı bitti...
Galatasaray Nonda nın attıgı golle derbiden 3 puanla ayrılmayı başardı ve sampiyonluk yarısında bir adım öne gecti.Şimdi fenerbahce, galatasarayın puan kaybetmesini beklicek...puan durumu o kadar cok karıstı ki 2 hafta kala lider durumda olan galatasaray kaybedecegi puanlarla ligi 3.sırada dahi bitirebilir.yani bir 2. denizli vakasıda sivasta olabilir ...
Çok şükür derbi bitti Hemde kavgasız,belasız,gürültüsüz( kutlu dogum haftasına yakısır) derken mactan sonra Fenerbahce taraftarlarının kendi futbolcularına saldırı goruntuleri geldi tv lerden.Alex in arabasına bira şişesi atıldı, Kezmanın arabasının icine kadar girip "Are you player??" diye soranlar oldu...bu Fenerbahce taraftarının ilk olayı degil,pendkispor macından sonrada rustu arabasının ıcınde tartaklanmıstı.Sadece Fenerbahce taraftarı icin konusmamak lazım...türk taraftarların kaybetmeme hırsı bunlara sebep oluyo
.Galiba bizim genlerimizde kazanma hırsı var kazanamayınca da bi şeyleri dagıtma...
Bi derbi daha geldi gecti,gene holiganlar damgasını vurdu maca...biz ne kadar şiddete hayır desekde önüne gecilibilecek gibi degil...bu arada babamın yorumu geldi aklıma tartaklama olayı ile ilgili.."Teknik direktörsüz takıma yenildiler,,,taraftar futbolculara az bile yapmış..." kim bilir belkide babam haklı.....